ARAMA
HIZLI MENÜ
Haberler
Aslanhan, “Mutlu Anne, Mutlu Aile” Konferasında Beyşehirli Hanımlarla Buluştu Aslanhan, “Mutlu Anne, Mutlu Aile” Konferasında Beyşehirli Hanımlarla Buluştu
Kişisel Eğitim ve Gelişim Uzmanı Sıtkı Aslanhan, Beyşehir ilçesinde “mutlu anne, mutlu aile” konulu konferans verdi.

Aslanhan, Beyşehir Belediyesi tarafından anneler gününe özel olarak bayanlara yönelik düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katıldı. Konferansa ilgi gösteren hanımlar, “anneler gününüz kutlu olsun” diyerek kendilerine karanfil uzatan Belediye görevlileri tarafından salon girişinde karşılandı.

Beyşehir Belediyesi Kültür ve Yaşam Merkezi’ndeki konferansın açılışında kürsüye gelen Beyşehir Belediye Başkanı Murat Özaltun ise, konuşmasına tüm annelerin gününü kutlayarak başladı. Salonu dolduran annelere hitap eden Özaltun, “Söylediğimiz bir söz var hep; ben sizlere burada konuşun hitap edebiliyorsam, bir anne sayesinde bu oluyor. Dolayısıyla bu makamlarda, mevkilerde hizmet eden, konuşan insanların arkasında hep bir anne vardır. Allah’ım bütün annelerden razı olsun. Zaten sizlere müjde verilmiş; ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ diye. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.” dedi.

Beyşehir Kaymakamı Muzaffer Şahiner de, konuşmasında, halkın hizmetine kısa bir süre önce giren ve birçok programa evsahipliği yapan Beyşehir Kültür ve Yaşam Merkezi’nde yine çok anlamlı ve güzel bir etkinliğin organize edildiğini belirterek, “Bu salonu ilçemize kazandıran belediye başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Hepinizin anneler gününü kutluyorum.” dedi.

Kişisel Eğitim ve Gelişim Uzmanı Sıtkı Aslanhan ise, konuşmasında, salonu dolduran annelere yönelik anlamlı mesajlar verdi, özellikle çocuk yetiştirmeyle ilgili yapılan yanlışlara dikkat çekerek, birçok tavsiyede bulundu.

“NE EKERSENİZ, ONU BİÇERSİNİZ ANNELER”

Tüm annelerin gününü kutlayan Aslanhan, “Ne ekerseniz onu biçersiniz, ne verirseniz onu alırsınız anneler” diyerek başladığı konuşmasında, “Anneler, değerinizi, kıymetinizi iyi bilin, bilin ki bu nesil sizlerin eseridir.” ifadelerini kullandı.

Verdiği bazı seminerlerin ardından bazı bayanların kendisine kızdığını, “hep annelere yükleniyorsunuz, hocam hiç babalara bir şey demiyorsunuz” dediğini hatırlatan Aslanhan, “Baba yok ki ortalıkta, bir şey söyleyeyim. Babaya ne diyeyim? ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ diyoruz. Bir zamanlar bu millet üç kıtada at koşturduysa, dünyaya, hakkı, hakikatı, adaleti, merhameti, medeniyeti getirdiyse o yiğitleri doğuran analar sayesinde getirmiştir. Büyükler ne demiştir; ‘beşiği sallayan el, aynı zamanda dünyayı sallar’… Ama, bak şimdi beşik sallamıyor, televizyon sallıyor, internet sallıyor çocuklarımız. Problem orada kıymetli dostlar.Bu milleti millet yapan, o gün analarımızın söylediği ninnilerdi, şimdi ninniler değiştir, işe yaramaz nesil yetişti, kimse kusura bakmasın.” diye konuştu.

“İYİ İNSAN YETİŞTİRMEK EMEK VE GÖZYAŞI İSTER…”

İyi bir insan yetiştirmenin emek gerektirdiğini anlatan Aslanhan, “Hepimiz emek harcayacağız, alın teri ve gözyaşı dökeceğiz. Nasıl ki, pazarda elma var bir lira, elma var 5 lira. Kiraz var 1 lira, kiraz var kilosu 10 dolardan yurtdışına götürülüyor. Allah’ın bir elması portakalı, kirazı, çileği bile akıma göre değer kazanıyorsa, yaradılmışların en muhteşemi olan insan bir emek, bir gözyaşı istemeyecek mi, ustalık istemeyecek mi, kimse kusura bakmasın” diye konuştu. Aslanhan, çocuk yetiştirirken yapılan yanlışlara vurgu yaparak, şöyle devam etti:

“Yemiyoruz, yediriyoruz, içmiyoruz, içiriyoruz, giymiyoruz, giydiriyoruz…   Her türlü imkanı sağlıyoruz,  biz nerede hata yapıyoruz,  altını çizerek söylüyorum,  son on yıldır özellikle  biz anneler  ve babalar  Türkiye’deki anne babalar  sadece çocuklarımızın okul başarısına odaklandık,  TEOG  sınavına,  üniversite sınavına,  yemesine içmesine, matematiğine kimyasına,  özel dersine, cep telefonuna, odadaki mobilyasına,  koltuğuna odaklandık,  kimse çocuğunun kişiliğine karakterine  edebine, ahlakına,  şahsiyetine odaklanmadı.  18 yıldır bu işi yapıyorum,  anneler 18 yıldır gelirler Türkiye’nin her tarafından;  Sıtkı hocam,  ‘bizi kızın iyi bir fen lisesini kazanması için  acaba hangi eğitim kurumuna göndersek daha  başarılı olur?’  ‘hocam oğlumun iyi bir üniversiteyi  kazanması için sizin tanıdığınız  iyi bir metamatikçi var mı,  özel ders aldırsak’  Yaa bir tane Allah’ın kulu gelsin desin ki,  ‘bizim bu kız var ya merhametsiz,  bizim bu oğlan paylaşmayı  bilmiyor,  bu kız anasına babasına saygısız,  büyüklerin yanında nasıl oturup kalkacağını  bilmiyor,  ben bu kıza bu oğlana,  terbiyeyi edebi ahlakı,  insan olmayı  nasıl öğretirim’ diyeni ben duymadım.”

 “HER TÜRLÜ İĞRENÇ FİLM SAHNELERİ HEP BİRLİKTE  GÖNÜL RAHATLIĞIYLA İZLİYORUZ”

Tek kanallı dönemin olduğu çocukluk yıllarından örnek veren Aslanhan, günümüze atıfta bulunarak, “Bizim çocukluğumuzda TRT 1 vardı. Siyah beyaz, günün bir saatinde açılır,  akşamın bir saatinde kapanırdı.  Mahallede apartmanda bir kişide var,  akşam bütün akraba eş dost  ordayız,  cumartesi akşamları bir tane  Türk filmi oynardı,  Filiz Akın’la  Ediz Hun’un,   Ayhan  Işık’la Belgin Doruk’un filmi;  filmin en müstehcen sahnesi,  iki aşık deniz kenarında buluşur,  el ele tutuşur, ama aralarında bir metre mesafe vardır, birbirinin gözlerinin içine bakar,  ‘Nalan nolamaz, seni seviyorum aşkım,  bırakma beni ‘ der, bir otuz saniye aşk  cümleleri söylerdi.  Yemin ediyorum size,  o sahneler çıkınca babamın  boğazında gıcık olurdu  ‘mutfaktan bir su getir oğlum’ der, beni gönderirdi.  Anam terlik fırlatırdı,  odada otuz kişi,  bir Allah’ın kulu erkekse  televizyona baksın da göreyim,  yerdeki halılarla oynardı beklerdi, o görüntüler geçsin…  Doğru mu? Şimdi,  anamızla, babamızla, kızımızla,  oğlumuzla,gelinimizle,  damadımızla,  bayıyla bayanıyla,  tanıdığıyla, tanımadığıyla,  oturuyoruz aynı odanın içinde,  her türlü iğrenç  ve rezil,  filmin sahnelerini o kadar güzel, gönül rahatlığıyla  izliyoruz ki, hatta bazen çocuklar  televizyonun önüne geçince, ‘’geberesice çık önümden,  göremedim Mihder ablanın ne yaptığını’  diyebilecek kadar,  yerin dibine girdik,  hiçbir rahatsızlık hissetmiyoruz.

“TELEVİZYON BEDAVA BAKICI OLDU”

Anne sabah kalkar kalkmaz, iki yaşındaki çocuğu oturtuyor televizyon başına  veriyor eline kumandayı,  bedava bakıcı,  bakıcı falan tutmanıza gerek yok, ‘bak oğlum üstteki tuşa basınca,  kanallar ilerliyor,  alttakine basınca geri geliyor..’  Merak etme o senden iyi biliyor,   anamda yan tarafta  sabah sabah Müge Anlı’yı  izliyor, hay onun kadar taş düşsün kafana,  ağır  mı oldu?  Dua edin,  ‘Seda düşsün’ demedim, en hafifi Müge,  daha hafifini bulamadım yani, ‘Zuhal mi düşsün yoksa? Ya gözümle gördüm gözümle…  9 aylık çocuk yemek yemiyor,  babası, ‘şu klipleri aç,  benim oğlum klip izlerken ağzını açar, bak bak bak oğlum abla nasıl, dans ediyor..’  O da ‘baba ba ba mama mama’  o sırada baba da bakıyor tabi,  efendim sende kaşığı ağzına sokacaksın,  tamam midesine iki lokma,  girdi tebrik ediyorum sizi.  Harikasın, tam bir Türk usulü, peki bu çocuğun ruhuna ne gitti,  gönlüne, kalbine, yüreğine, zihnin,  imanına hangi rezillikler, hangi  ahlaksızlıklar gitti?  Kızıma kalem almak için kırtasiyeye girdim,  bir baktım babanın kucağında onbir aylık çocuk,  çocuk konuşmayı bilmiyor,  baktım ‘Pepe Pepe’,  baba demeyi bilmiyor ‘Pepe’ diyor. Ha…  Babasını görse tanımaz  ‘Pepe’yi tanıyor ama…  Türkiye’de ilkokul çocukları üzerinde bir anket yaptılar,  ilkokulları gezdiler  bir soru sordular,  onlarca sordular da,  sorulardan bir tanesi şu; ‘evden babanızı mı  atalım, televizyonu mu?’ Yüzde 93’ı ‘babamı atın’ dedi;  hiç olmazsa televizyon eğlendiriyor…”

“YILLARCA BU MİLLETİ GIDAYLA KANDIRDILAR…”

Türkiye’deki çocuk ve yetişkin cinayetlerinden örnekler veren Aslanhan, toplumun nasıl  bu hale geldiği ile ilgili ilginç tesbitlerde de bulundu. “Uyanın, anneler, siz niye önemlisiniz?” diyen Aslanhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kıymetli dostlar, uyanın anneler, siz niye önemlisiniz, bak bu milleti,  yıllardır gıdada kandırıyorlar,  bugün herkes şunu söylüyor,  bu millet niye bu kadar vicdansız, niye bu kadar ahlaksız,  insanlar niye bu kadar zalim,  bunun altında birçok neden var ama,  biraz önce o anlattığım çocuklarımızın o halde olmasının en büyük sebebi,  yedikleri içtikleridir. Bunun sebebi de sizin yedirdikleriniz ve içirdiklerinizdir. Yıllarca bu milleti gıdada  kandırdılar,  hatırlayın yıllarca bize ne dediler, ‘aman tereyağı yemeyin, yemeyin, yedirmeyin’  Koli koli margarinleri yedirdiler bize.   Çocukluğumda hatırlıyorum anneannemin mis  gibi  tereyağı dururken,  bir paket margarin yağını ekmeğe sürüp yemek  sanki bir haltmış gibi yedirdiler bize,  şimdi herkeste kalp damar tıkanıklığı  var, kolestrol var…  Şimdi de margarin  firmaları reklam yaparken  ‘tereyağı özlü’ margarin diyor;  hani tereyağı kötüydü?  Yıllarca anne sütünü kötülediler,’aman çocuklarınıza anne sütü vermeyin  zehirlersiniz’ dediler,  biz de Amerikan mamalarına, Aptamill’lere maptamillere verdik, hepsi aptal oldu çıktı,  şimdi de diyorlar ki ‘aman anneler  en az 6 ay anne sütünden başka bir şey vermeyin..’  Vermesine vermeyeceğiz de,  şimdi ki analarda da süt yok,  kışın domates, biber, patlıcan  yiyen, gazlı içecek ve  hazır çorba içen,  cips yiyen, kola içen anada  süt mü olur,  süt olsa  çocuğa faydası mı olur,  kusura bakmayın…”

Aslanhan’ın konferansını tamamlamasının ardından sahnede  ilahi grubu sahne aldı.

15 Mayıs 2017, Pazartesi - 128


T.C. Beyşehir Belediye Başkanlığı - Copyright 2017 © - Bilgi İşlem Müdürlüğü